Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Kemal Kılıçdaroğlu ve Kaybolan Umutlar



Direk bodoslama konuya gireyim, Kemal Kılıçdaroğlu CHP'de ki özlenen değişimi yapabilecek bir lider değil bana göre.

Kılıçdaroğlu'ndan beklenen üç tür değişim var, birincisi partinin içini temizlemek yani partiyi daha özgürlükçü, daha kapsayıcı bir hale getirmek. Hizipçiliğin önünü kesmek. Bu konuda da öncelikle halletmesi gereken bir Önder Sav sorunu var (bilenler bilir ki CHP'de parti içi tamamen Önder Sav'dan sorulur, o nasıl isterse öyle olur) ama o sorunu ortadan kaldıracağına dair hiç bir emare göremiyorum, bilakis Önder Sav ve çevresi tarafından gittikçe daha fazla kuşatıldığını düşünüyorum. Mesela terörle ilgili Cumhurbaşkanı ile olan görüşmesine giderken yanında Önder Sav, Hakkı Süha Okay ve Kemal Anadol vardı. Bence bu güzel bir gösterge.

İkincisi, partiyi gerçek sosyal demokrat çizgiye çekmek. Bu konuda henüz ideolojik bir açılım göremediğim gibi Hürriyet gazetesinde yazdığı yazıda da liberal demokrat çizgiden bahsediyor. İdeolojik dönüşümün birden bire olmayacağını biliyorum ama en azından biraz öncü gösterge görmeği beklemeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Gerçi öncü gösterge gördüm ama ters yönde gördüm.

Üçüncüsü, muhalefet tarzını değiştirmek. Yani salt laiklik üzerinden değil de insanları daha ilgilendirecek, daha duyarlı oldukları konularda AKP'nin yaptığı somut yanlışlar üzerinden muhalefet yapmak ve en önemlisi çözüm önerileri de getirebilmek. En başarılı olduğu konu bu görünmekle beraber ben bu konudan da çok tatmin olmuyorum. Çünkü, şu anda gördüğüm sadece yolsuzluk üzerinden bir muhalefet tarzı var ve çözüm diye sunduğu şeylerin çok da ayağının yere bastığına inanmıyorum. Ayrıca referandumla ilgili olarak Başbakanla girdiği polemikler, bana Deniz Baykal'ı hatırlatıyor, oysa ki insanlar Kılıçdaroğlu'nun ucuz polemikler değil daha sakin, daha ölçülü ve somut eleştiriler yapmasını bekliyor.

Bunların yanı sıra, entellektüel açıdan da çok dolu bulmuyorum. Tabi ki Tayyip Erdoğan'dan daha iyidir ama Erdoğan iyi hitabet üslubu ile bu açığını kapatabiliyor. Kılıçdaroğlu'nun hitabet konusunda da katetmesi gereken çok yol olduğunu düşünüyorum.

Bunlarla birlikte, bence çok önemli olan bir konu daha var: Gündemi belirlemek. Son zamanlarında Baykal anayasa çıkışı ile gündemi belirlemeyi başarabilmişti. Kılıçdaroğlu'nun da yapması gereken budur. CHP ülkenin gündemini belirleyebilmelidir. Ne yazık ki bu konuda da çok başarılı olduğunu düşünmüyorum.

Kılıçdaroğlu'nun parti başına geldiğinde ki rüzgar henüz tamamen sönmediyse de yavaşlamıştır. Bir an önce seçime gitmek bence CHP ve Kılıçdaroğlu'nun yararınadır. Çünkü her geçen gün ondan çok şey bekleyen insanların hayal kırıklıkları artmaktadır.

Sonuç olarak, CHP'de o çok özlenen ve beklenen değişim başka bir bahara kalmıştır. Daha çok yeni lider oldu diyenler çıkabilecektir ama bence 2,5 ay da göremediğimiz değişim emarelerini beklemenin sadece hayal kırıklığını artıracağını düşünmekteyim.

Hiç yorum yok: