Çarşamba, Ekim 19, 2011

Politus Dergisi 3. Sayı Solun Kırmızı Çizgileri




Politus Dergisi 3. Sayısı "Solun Kırmızı Çizgileri" temasıyla çıktı.


Bu sayıdakiler:


Yeni CHP ve Solun Kırmızı Çizgileri (Ali Necati Koçak)
SPD’de Sarrazin Krizi 
Kuzey Solu Dersini Çalışıyor (Evrim Bilgin Coşar)
Şili Sokakları: Penguen Devrimi ya da Unided Popular (Hüseyin Yılmaz)
Dosya: Solun Kırmızı Çizgileri
Ne Kadar Devlet, Ne Kadar Toplum (Şule Daldal)
Kapitalizm Tarihe Karışmadan Yoksulluk Tarihe Karışamaz (Aziz Konukman)
Meclisin İçi ve Dışı (Handan Koç)
CHP’de Milletvekili Adaylarını Belirleme Soruunu (Ercan Karakaş)
CHP’de İdeoloji Sorunu (Armağan Öztürk)
Dördüncü Sınıf (Ali Necati Koçak)

Perşembe, Eylül 15, 2011

Bir Bütün Olarak Okuyoruz

Selim Tuncer'in blog'undan bir seçme. Üzerine başka bir yazı yazacaktım ama sadece bunu koymakta çok şey anlatıyor diye düşünüyorum.  http://selimtuncer.blogspot.com/

Salı, Ocak 11, 2011

CHP'li Dördüncü Sınıf

Yıl 1995.
CHP 27 Aralık 1995 genel seçimlerinin kampanyasının temel stratejisini İngiliz İşçi Partisi'nin konseptinden etkilenerek saptar: "Dünyada Yeni Sol, Türkiye'de Yeni CHP".
Kampanyayı Nesteren Davutoğlu yönetir. Kendisi o zaman Finansbank Genel Müdür Yardımcılığından reklamcılığa geçmiştir. Kampanyayı hazırlamak için çok zaman yoktur. Hemen Tony Blair ve Newt Gingrich'in kampanya modelleri incelenir. Afişte Deniz Baykal ile birlikte 13 parti yöneticisinin daha fotoğrafı kullanılır. Fotoğraf İstanbul'da bir otelin salonunda çekilir. Belirsiz bir fonun önünde grup kameraya doğru yürümektedir.
Sonradan Nesteren Davutoğlu bir özeleştiri yaparak "fotoğrafta hiç kadın olmadığını sonradan gördük" diyecektir.

Pazartesi, Ocak 10, 2011

Dördüncü Sınıf

Sözkonusu dördüncü sınıf (Il quarto stato) bir tablonun ismi aslında. 1902 yılında İtalyan ressam Pellizza’nın sosyal ve siyasi içerikli tablosunun ismi. 1920’de kamuya sunulmuş fakat sergilenmesi faşistler tarafından yasaklanmış. 1960 ve 1970’lerde yeniden dikkat ve beğeni çekmiş eser köylülerin ve işçilerin şiddetsiz direnişini temsil etmesi nedeniyle zamanla sınıf mücadelesini temsil eden simgelerden biri haline gelmiş.

Dördüncü sınıf, asiller, kilise ve burjuvazi sınıfından ayrı olarak işçi ve köylüleri tanımlamaktadır. Pellizza eserinde hem kitlelerin dayanışmasına hem de bireysel insaniliklerine değinmiş ve tablo tarihsel işçi sınıfı hareketini en iyi yansıtan eser olarak kabul görmüştür.
Bu özellikleri nedeniyle Sosyalist Enternasyonal’in gençlik örgütü olan IUSY (Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği) 2004 yılında tablonun aynısını kendi örgütünden gençlerle birlikte yeniden canlandırdı.

Tablodaki figürler yerine bu defa her biri kendi siyasi gerekçeleri nedeniyle IUSY tarafından sahiplenilmiş gruplar simgeleştirildi.

Bu defa sınıf mücadelesi yerini ayrımcılığa uğramış gruplara bırakmış görünüyordu. Pek çok yerde ayrımcılığa uğrayan Afro Amerikanlar, eşcinseller, kadınlar, göçmenler, farklı etnik gruplar IUSY’nin ayrımcılıkla mücadele için sahiplendiği gruplar olarak tabloda yer aldı.

Bunlara artık yoksullar, işsizler, AIDS’liler, sol gruplar, anarşistler, engelliler, tanrıtanımazlar, farklı din ve mezhep grupları da ekleniyor. IUSY artık siyasi mücadelesinin önemli bir bölümünü ayrımcılıkla mücadele üzerine kurmuş durumda.

Bu siyasi yönelim orada da bir “eksen kayması” tartışmalarına yol açtı. Konu örgütün içindeki farklı gruplarca tartışıldı. Sonunda ayrımcılıkla mücadele çizgisinde bir siyasi tavır benimsendi.

HERKES EŞİT, HERKES ÖZGÜR

Türkiye’ye bakarsak, CHP’den “Yeni CHP”ye geçişte kendisine yeni bir siyaset alanı yaratmaya çalışan Kılıçdaroğlu bir taraftan genel seçimler için slogan arayışına başladı.

Belki de Kılıçdaroğlu’nun yapacağı şey; elektriksiz köyde çamaşır makinası dağıtılan köylüleri, dört torba kömüre muhtaç kalan yoksulları, üniversite mezunu işsizleri, adam yerine konulmayan engellileri, gayrı müslümleri, çalıştay çalıştay dolaştırılıp kandırılan alevileri, şiddet gören kadınları, üniversitede yumurtadan sebeplerle şiddete uğrayan öğrencileri, yerinden yurdundan edilip göçe zorlananları, Cumartesi annelerini, solcuları hatta Kürtleri arkasına alıp “herkes eşit, herkes özgür” sloganıyla bilcümle mağdurun önüne düşmektir.

Bunu yaparken kimsenin gündelik hayat mağduriyetini bir yokluk yarasına dönüştürmeden dertlere gerçekten deva, yaralara gerçekten merhem olmalıdır. Dördüncü sınıf o zaman bizim de tablomuz olabilir.
BirGün Gazetesi / 09.01.2011