Cuma, Mart 27, 2009

Yerel Yönetimlerde Gerçek Hizmet Budur

Norveç'te; yokuşlarda zorluk çeken bebek arabalı yetişkinler ile bisikletliler için geliştirilmiş muhteşem bir çözüm: "Yaya Çekicisi"
Yolların kenarına ince bir şerit olarak yerleştirilen cihaz, ayak aparatı sayesinde sizi yukarı doğru çekiyor. Elinizde bebek arabası ile yürüyorsanız, bir ayağınızı çekiciye basıyorsunuz, diğeri ile bebek arabasına basıyorsunuz, çekici sizi yokuşun tepesine kadar çekiyor.
Eğer bisikletliyseniz bir ayağınız pedaldayken diğeri ile çekici aparatına bastığınızda bisikletinizle birlikte hooooop tepedesiniz.
Özellikle İstanbul gibi şehirler için müthiş çözüm. Tabi öncelikle bisikletli bir hayata geçmeniz lazım. Yoksa aşağıdaki bakkalın çırağı eve istediğiniz paketleri buraya takdığı gibi paketler tepede. Ya da alışveriş arabasına binen açıkgözlere yarayacaktır.

Çarşamba, Mart 25, 2009

Rasyonel Seçmen Efsanesi IV ve Ankara

Ne verimli konuymuş mübarek, yaz yaz bitmiyor. Bu sefer yazma nedenim, Dün Ankara’nın çeşitli yerlerine asılan ve siyah zemin üzerine yazılan “GÖKÇEK GİDECEK, SOL GELECEK” billboardlarıyla ilgili. Bunu okuduğunuz zaman doğal olarak, Gökçek karşıtı bir bildiri olduğunu düşünüyorsunuz. Hele de Ankara’daki “Gökçek Gitçek , Sola Çek” hareketini biliyorsanız, bu hareketin yeni bir eylemi olarak düşünüyorsunuz fakat heyhayt bu ilanların sola çek hareketiyle hiç ilgisi yok. Dahası bu ilanlar Gökçek karşıtları tarafından değil de Gökçek’i destekleyenler tarafından (bazılarına göre de Gökçek tarafından) verilmiş. Peki bu şekilde bir ilanın Gökçek’e nasıl bir yararı olabilir ki diye düşünüldüğünde karşımıza hemen benim çok sevdiğim “Rasyonel Seçmen Efsanesi” araştırmasındaki oy verme davranışları çıkıyor. Ne diyordu, bu araştırma?, “soldan sağa oy, sağdan sola oy çıkmaz” diyordu. İşte Gökçek ve yandaşları da tam bu noktada Gökçek’in azalan popülaritesinden dolayı Karayalçın’ın kazanma ihtimaline karşı halka, bakın siz Karayalçın’a oy vermeyi düşünüyorsunuz ama o solcu yani sizden değil, bu yüzden siz oylarınızı ona değil istemeseniz de gene bana verin diyor. Ne kadar ironik bir propaganda metodu ama kendi içerisinde (maalesef- bu aralar bu kelimeye taktım zannımca) tutarlı. Peki bu ilanlar işe yarar mı, onu pek sanmıyorum çünkü Karayalçın her ne kadar sol lafını kullanmaktan özenle kaçınsa da insanlar kafasında onu sol diye kodlamış durumdalar zaten. Şunun şurasında 4 gün kaldı seçimlere, bekleyip göreceğiz, ama Demirel’in ünlü sözünü her zaman hatırlamak lazım, “Türkiye siyasetinde 24 saat çok uzun bir süredir.” Belli olmaz belki birileri şapkadan tavşan çıkarır.

Salı, Mart 24, 2009

Kukla Kebap Efsanesi

AVM'ler çoğalınca oralarda karşılaştık kendisiyle. Kukla Kebap diye bir yer varmış. Sonra baktık ki, kendisi kırk yıldır Ankaralı. Cebeci stadının arkasında köşede sıkışıp kalmış. Önce kuklalarıyla sonra iskender kebabıyla ünlenmiş. Haa bir de Gençlerbirliği ile. Bir ara kulüp yönetiminde bile yer almış. Geçenlerde arkadaşlardan bir şehir efsanesi kıvamında tekrar dinleyince dayanamadık Yaman'ı da alıp gittik. Fulya her zamanki gibi fotoğraf makinasını evde unutunca çekemedik bişey. Menüsü gayet oturaklı aslında iskender kebabın yanına ayrı bir tabakta meyhane pilavı veriyorlar. Fakat iskenderi eski günlerini aratır cinsten. Çok ince kesilmiş, zar misali. Tadını pek alamadık o yüzden... Beğenenler çoğunlukta ama benim favorilerime girmez artık. Belki de AVM'ler yüzündendir. Çoğalınca eski yerine gösterilen özen azalmış gibi geldi.

Ankara'da Son Durum

Ünlü siyaset bilimci İnönü Alpat seçimlere bir hafta kala iddiasını açıkladı. Karayalçın: %37 Gökçek: %35 Yavaş: %27 Bu durumda ilçe bazında Çankaya, Yenimahalle, Mamak ve Etimesgut'tan en az 3 ilçeyi CHP kazanacak. Yerel seçim sürecinde Ankara belediye başkan adaylarını yüksek oranda başarı ile tahmin eden Alpat'ın tahmini seçim borsasını hareketlendirdi.

Cuma, Mart 20, 2009

"Rasyonel Seçmen Efsanesi III" ve Bir Tahmin Daha

Bu rasyonel seçmen olayı da içimde ne ukdeymiş. Bir türlü onunla ilgili şeyler yazmaktan vazgeçemiyorum.
Geçen yazımda CHP içinde bir tahminde bulunacağımı söylemiştim. Ama ondan önce AKP tahminimle ilgili bir noktayi hatırlatmam gerekiyor. O yazıda DTP faktöründen bahsetmemiştim. AKP'nin düşük oy almasına sebebiyet verecek bir olay varsa o da, Güneydoğu'da DTP'nin AKP'yi süpürmesidir. Genel kamuoyu yoklamaları AKP'nin 2007 seçimlerinde aldığı oyu Diyarbakır'da bu sefer alamayacağını söylüyor. Buna müteakip, ben genede AKP Diyarbakır'ı alamasada, genel oy oranını o bölgede koruyacağını düşünüyorum.
Neyse gelelim asıl meseleye, nolcak aslan sosyal demokratların durumu?
Bence CHP %25-26 arası oy alır. Baykal'da bunu büyük başarı olarak sunar ve CHP aynen devam eder. CHP özellikle İstanbul ve Ankara'da ki adaylardan kaynaklı yüksek oy oranları ile genel oy oranını yükseltir. CHP'nin seçim öncesi denediği islami açılımın hiç ama hiç işe yarayacağını zannetmiyorum. Tam tersi, bazı CHP'li seçmeni küstüreceğini düşünüyorum. Sonuçta ne olursa olsun, CHP'nin asıl sorunu liderliktir. Baykal halk nezdinde inandırıcılığını yitireli yıllar olmuştur. Doğru tespitler yaptığı olaylarda bile insanlar önyargı ile yaklaştığı için yanlış anlaşılmaktadır. "Algılanan gerçektir" diye sanki Baykal için söylenmiş bir laf vardır. İnsanlar öncelikle lafın doğruluğuna değil kimin söylediğine bakmaktadır. İşte bu yüzden Baykal sınıfta kalmaktadır.
Bu yazdıklarımdan Baykal giderse CHP tek başına iktidar olur anlamı çıkmamaktadır. CHP'nin çözmesi gereken çok sorun vardır ama bu ilkidir; ve öyle bir sorundur ki bu çözülmezse diğerleri hiç bir zaman çözülemez.

Perşembe, Mart 19, 2009

Mahallemizin kahvecisi "Şili Kahve Evi"

Eskidendi... Mahallemizin bakkalı, mahallemizin pastanesi diye anlatırdık. Bütün dünyamız mahallemizdi ya, mahalleden büyük düşümüz olmazdı. Şimdi ne kadar garip gelir oysa; mahallemiz yeterdi bize. Yeni yetme halimizle bir taraftan mahallenin ergen ablalarını, delikanlı abilerini süzer. Ruj sürmeye başlayan kızlarla, avucunun içinde saklayarak sigara içme teşebbüsündeki oğlanları, annelerine ispiyonlamaya gayret ederdik. Annelerine ispiyonlardık evet. Anneler evlerindeydi o vakitler. Babalar çalışır, o tek maaşlarıyla geçindirebilirlerdi evleri. Evlerindeki anneler hünerlerini yarıştırırlardı o vakitler. Börek açanlarla, kek yapanlardı bizce makbul olanı. Evden alıp yenilecek bişey bulunamazsa; ne havalıydı ekmeğe sürülen "sana yaa" üzerine toz şeker dökülerek yenilen o matrak şey...

Yaşlanıyoruz dostlar... Hatırladıklarımıza bakılırsa yaşlandık bile...

Mahallemizin kahve evi. Şili meydanından Ayrancıya, Güvenlik caddesine doğru inerken solda köşede kendi halinde, havalı, Cihangir'in ara sokaklarında rastlayacağınız türden bir kafe. Bazlama arasında yaptığı neşeli sandviçleri, ucuz sayılacak türden. Filtre kahveleri bolca, ikincisi, üçüncüsünü içerseniz 1 TL takviye fiyatına. Aynısı çay içinde geçerli. Çaylar demleme ama zannımca demlik poşetinden demleme...
Gene de uğrayın, sohbete ve bir kahve içmeye beklendiğinizi düşleyin...

Salı, Mart 17, 2009

"Rasyonel Seçmen Efsanesi II" ve Bir Tahmin

Bir önceki yazımda kaldığım yerden devam edersem, ben bu seçimde AKP’nin oylarında (maalesef) düşme beklemiyorum. Her ne kadar insanlar çeşitli sebeplerle AKP’den memnun olmasa da, karşısında başka bir alternatif olmadığından gene istemeye istemeye oylarını AKP’ye verecektir. Solcuların sık başına gelen bu durum (mecburen CHP), bu seferde sağcılar için geçerli olacaktır. Soldan sağa ve tersi oy akışkanlığının çok az olduğu düşünüldüğünde (bkz. Haluk Şahin’in üstteki yazısı) AKP bence % 47 civarı veya üzerinde oy alacaktır (inşallah yanılırım). Sağ da bir alternatif olmadığı sürece bu böyle olmaya devam edecektir. Eskiden (80 sonrası) oylar ANAP ve DYP arasında gider gelirdi. Biri yükselirken biri düşerdi fakat gerek 2001 krizinin yıkıcı etkisi, gerekse bu iki partinin yolsuzluk gibi nedenlerden dolayı çok yıpranması bu partilerin sonunu getirmiş ve AKP’nin merkez sağ oyları toplamasına yardım etmiştir. Bunun yanı sıra AKP Refah partisi tabanını da kaybetmemiştir. Bütün bunların sonucunda bence AKP oy oranını en azından koruyacaktır.
CHP tahmini ise bir başka yazıya...

Cuma, Mart 13, 2009

"Rasyonel Seçmen Efsanesi"

Herkesin ağzında pelesenk olmuş bir laf vardır, seçmen hep rasyonel karar verir diye. Buna nedense hiç inanamamışımdır. Haluk Şahin’in bugün radikal gazetesinde çıkan yazısı tam da bu konuyla ilgili. Zaten yazının başlığı da “Rasyonel seçmen efsanesi”. Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in aynı isimle verdiği konferans da söylediklerini özetlemiş.
Mutlaka okunması gereken bir yazı, linki de şu
Sonuç olarak deniyor ki seçmen davranışında duygular çok daha fazla ön plana çıkıyor ve insanlar takım tutar gibi parti tutuyor. En azından insanlar kendilerini önce sağ ve sol olarak tanımlıyor sonrada oyunu ona göre veriyor.

Bu yazıyı okuduktan sonra AKP’nin oy oranının ekonomik krize rağmen neden düşmediğini tekrar düşünmek gerekiyor.

Perşembe, Mart 12, 2009

CHP Ankara'ya Neden Asılmıyor?

Bu yerel seçimler canımı çok sıkıyor. Bunun bir sürü nedeni var, hepsini saysam mı bilmiyorum. Karayalçın’ın Ankara’yı kazanması için değil de, jübile yapması için (destek anlamında) aday gösterilmesi bile yetiyor aslında. Değil mi ya… Bütün Ankaralı seçmeni kandırmanın, gaza getirmenin, dalga geçmenin ne anlamı var sanki?
Siyasetin içinde olanlar için bunun böyle olduğunun kanıtları yüzlerce, ya sadece seçmen olanlar için? Mesela bir parti borç içinde, genel merkezinin doğal gazı bile bitmiş. Genel sekreter soğuktan hasta olmuş. Tuvaletinde plastik bidonlarda sular var, altında küçük çeşmesi olanlardan. Partinin genel başkanı tuvaletten çıkınca buradan elini yıkıyor. Binanın suları kesik yani. Telefonların çoğu kapalı, herkes cep telefonu ile görüşüyor. Çalışanların sayısı zaten 10 bile değil, onlarda aylardır maaş alamıyorlar.
Bu partinin genel sekreter yardımcısı türlü kulislerle aday olmaya çalışıyor. Yoook, kendi partisinden değil öbür partiden. Hem aday olduğu yer belediye başkanlığı da değil sadece bir ilçenin belediye meclis üyeliği. Bu partinin genel başkan yardımcısı da aday olmaya çalışıyor. O da başka bir ilçeden belediye meclis üyeliğine. Sonunda bu ikisi de istedikleri emeklilik ikramiyelerini alıyorlar, ikisi de belediye meclis üyeliği adaylığı kopartıyorlar.
Canım sıkılmasın mı bunlara…
Zaten Karayalçın’ın kampanyasında hiç CHP’li üyelere rastlamıyorum. Onlar Ankara Gönüllüleri adını verdikleri bir grupla bu işi çevirmeye çalışıyorlar. Kampanya için gerekli para da verilmedi Karayalçın’a. Söylenen rakamlar öyle komik ki, kampanyada çalışanların pide-ayran parası sadece. Selim Oktar İstanbul’dan çıkıp gelmiş, kampanyanın başına geçmişti. Beşiktaş’ı böyle kazandık, burayı da kazanacağız diyordu. Buradan nasıl kaçacağını bilemedi. Karayalçın’ın proje ve siyasi ekibi 1989 model. Kimler var? Eski ASKİ Genel Müdürü (1989) Şükrü Barutçu, eski EGO Genel Müdürü (89) Cihan Altınöz, eski Belediye Genel Sekreteri (1989) Timur Erkman, eski Fen İşleri Daire Başkanı (1989) Fehmi Toptaş, eski Basın Yayın Daire Başkanı (1989) Nusret Doğruak. Say say bitmez. 1989’da doğan çocuklar şimdi oy kullanıyorlar, aradan 20 yıl geçmiş. Gerisini siz düşünün…
Aslında işin gerisi de kalmadı. CHP Genel Merkezi Çankaya, Yenimahalle, Keçiören, Etimesgut adaylarını açıkladığında Karayalçın kendisi havlu atmıştı.
Burada ilginç olanı aslında Çankaya. Neden ilginç? Çünkü bizim elimizdeki tek yer burası. AKP’nin birçok ilden bile önemli gördüğü simge bir yer. Çankaya Köşkü alındı şimdi sıra Çankaya Belediyesinde diyorlardı.
Buraya gösterilecek adayın en az Karayalçın kadar güçlü bir isim olması gerekmez miydi? Ya da Karayalçın’ın oylarını almakta zorlandığı kesimlerin oylarını alabilecek biri olsa. Mesela Ankara’da bir ilçeye bile kadın bir aday gösterilemez miydi?

Peki Çankaya'yı da Kaybedersek...


Çankaya’da Durum Ne?
Çankaya’da durum tehlikeli. Neden? Çok basit olarak bu seçimde oy kullanacak seçmen sayılarına baktım. Çankaya’nın 116 mahallesi var. CHP’nin en çok oy aldığı mahallelerden başlayarak aşağıya doğru sıraladım. 71 mahallede seçmen sayısı azalmış. 1-2 azalan da var 2322 tane azalan da… Toplam azalma 41.604 kişi. Geri kalan 45 mahallede ise seçmen sayısı artmış. Bunların toplamı ise 63.190 kişi. Yani CHP'nin çok oy aldığı (%70 ile %50) yerlerde seçmen sayısı azalıyor, CHP'nin az oy aldığı (%40-%15) yerlerde seçmen sayısı artıyor. İkisini topladığınızda 104.794 seçmen değişimi var. Biz 2004 yerel seçimlerinde Çankaya’yı 54 bin oy farkla kazanmıştık. Sadece rakamlara bakarsak durum tehlikeli. Bir de CHP adayı Bülent Tanık’ın kampanyasına ve vaatlerine bakarsak durum daha da vahim. Her sokağa çocuk korosu kurarak Çankaya’yı kazanacakmış gibi görünmüyor.
Benden söylemesi.

Çarşamba, Mart 04, 2009

ARANIYOR: “Siyaset”- Mümkünse “Birlikte” Olanından

Boynumuzu büküp her gün, her yeni gün, bize biçilen rolleri oynuyoruz, varolanları, yönetenleri, kuralları artık hiç sorgulamaz olduk, farkında mısınız? Herhangi bir muhalefet de seküler kaygıların çok da ötesine gidemiyor. Buradaki arayış ise o kaygının ne kadar sığ olduğundan da yakınan bir arayış… Neyin arayışı: siyasi iradenin, siyasi cesaretin, hatta sadece siyasetin… Hepiniz nereye kayboldunuz? Türkiye’de bugün işsizlik çok büyük boyutlarda, devlette iş arayışındaki insanlar da düşünceleri yüzünden işe alınmıyor, yolsuzluk inanılmaz derecelerde, açlık, sefalet, yoksulluk, yokluk, kötü yönetim artık kanıksadığımız şeyler haline geldi. Hiçbirimiz artık kaygı duymuyor muyuz? Hiçbirimiz artık bir şeylerin değişmesi gerektiğine ve değişebileceğine inanmıyor muyuz? Nasıl bu hale geldik?
Aslında bu yazı bir çağrı, daha iyi bir gelecek isteyen insanlara bir çağrı. Siyasetin artık sadece seküler ve anti-seküler kavramlarına sıkıştırılmadığı, sosyal politikaları, sağlık politikaları, eğitim politikaları, gençlik politikaları, kadın politikaları gibi “politikaları” konuşan tartışan bir Türkiye özlemi… Bir zamanlar “Deniz” cesaretiyle bir yol açmıştı. Deniz’i hatırlatmamım sebebi de sağ-sol tartışması ve bunların arasından daha iyi olanı seçmek değil, aslında Gezmiş’i örnek vermemin tek sebebi inandığımız değerler ve daha iyi bir gelecek için bir şeylerin yapılması gerektiğini yıllar önce göstermesi. Cesaretimizi hatırlamanın, inanmanın, yeniden siyaset yapmanın, geleceğe sahip çıkmanın ve umudu yeniden yeşertmenin tam zamanı. Yeniden ortaya çıkalım- şimdi…