Çarşamba, Ağustos 01, 2012

Ankara’nın çukurları Gökçek’i de yutacak!


Ankara’nın olmayan metrosu dillere destandır. Yıllardır her yerel yönetim seçiminin malzemesidir. Üniversite çağına gelmiş gençlerin daha bebekliklerinden itibaren duydukları ama inanamadıkları bir masaldır.
Bir şehir efsanesidir; kuşaklardan kuşaklara anlatılır ama ne gören vardır ne de binen...
Şehrin çeşitli yerlerine dağılmış ucubeler bütünüdür.
Olmayan metronun durakları yapılmıştır. Hatta hızını alamamış durakların üzerine alışveriş merkezleri, kat kat demir yığınları kondurmuştur gene tatmin olmamıştır demir yığınlarını reklam panolarına dönüştürmüştür.
Ne zaman başı sıkışsa, ne zaman CHP’ye çatacak yer arasa işte o, imdada yetişmiştir.
Bir polemik’tir metro aslında.
Bitmeyen bir senfonidir. Ne başı bellidir, ne sonu, ne sonucu.
Bir çamurdur, bir fitnedir. Ankaralıların kafasını karıştırmak için bir yalandır.
Şehrin yapılmış tek metrosunu bir çivi çakmadan kendine maletmenin bir dalaveresidir.
Yapılmış, bitirilmiş, işleyen, herkesin kullandığı Karayalçın Metrosu’na kara çalmanın bir mayasıdır.  Yapılamayan, neden yapılamadığı anlatılamayan Gökçek Metrosu’nun yere göğe sığdırılamayan bahanesidir.
35 yaşındaki bir hayatın sonudur.
Yeni başladığı işine bir hevesle giden vatandaşın kara bahtıdır.
Borç harç aldığı evin kredisini ödemeye çalışan bir emeğin vebalidir. İki küçük çocuğun babasını yutan kara, kapkara bir çukurdur.
Bu çukur onu açanı da yutacaktır, sorumluluktan kaçanı da...