Pazartesi, Haziran 22, 2009

BABALAR GÜNÜ

Zaman akıp gidiyor... Geriye yaşanan hoş anılar kalıyor,
Can yaman, Can baba, babalar...

Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla –ha düştü, ha düşecek–
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.
Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici –hep, hepp acele işi!–
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Can Yücel

Perşembe, Haziran 18, 2009

Ankara'nın En Eski Tabelaları


Pek bir yerde kalmadı, küçük kasabaların gözden uzak köşelerinde nadiren rastlanan eski tabelalardan birisi...
Ankara'nın Temelli beldesinde çarşıya girerken meydandaki direkte emeklilik günlerinin tadını çıkaran İş Bankası tabelası. Pek çoğumuzun çocukluk günlerinde bile hatırlamayacağı kadar yaşlı, Temelli'nin 15 hanelik günlerinden kalma ata yadigari...