Pazartesi, Eylül 28, 2009

Tali'nin Hikayesi


Tali Fahima dünyanın en ünlü vatan hainlerinden.
Fahima, 2004 yılında Batı Gazze’ye gittiği, düşmanlarla görüştüğü ve onlara ordu belgelerini tercüme ettiği gerekçeleriyle tutuklanmış bir İsrail vatandaşı.
Ona ‘Arapların orospusu’ dendi. ‘Vatan haini’ ilan edildi. Ona iyi bir Yahudi olmayı öğretmeye ant içmişlerdi. Günde 16 saat boyunca kollarını oturduğu sandalyeye kelepçeleyerek sürdürdüler bu eğitimi. İsrail gizli servisi Şin Bet, kararlıydı. Tali, iyi bir Yahudi olmayı beceremeyince hapse atıldı. 30 ay çok ağır koşullarda yattı. Artık serbest. Ama ülkeyi terk etmesi, Filistin bölgelerine yaklaşması hâlâ yasak.
Ayalon hapishanesinin kapısında onu bekleyen bir grup içindeki Michael Warchawski, kendisinin de 16 yıl önce aynı kapıda dostları tarafından karşılanışını yâd ediyor, o kapıda Tali’yi bekleyen onlarca İsrailli genç aktivistin portresini çıkarmaya çalışıyordu: “İlk intifadayı duymamışlar bile. FKÖ hakkında bir şey bilmiyorlar, ve besbelli Edward Said’i okumamışlar. Siyasi bilinçleri sadece aklıselim ve vicdanla yoğrulmuş. Bu, onları kendilerinden önceki kuşaklardan daha az siyasi kılmıyor, hatta daha kararlı ve adalet mücadelesi konusunda daha uzlaşmasız kılıyor.”
Tali, tahliye edildikten sonra Guardian gazetesine verdiği ilk söyleşide anlatmıştı: “İlk suçum Shin Bet’le çalışmayı reddetmemdi, ikincisi Filistinlileri ziyaret etmeyi sürdürmem, üçüncüsü de İsrail’in katliam politikasını protesto etmem.”
Tutuklandıktan sonra dokuz ay boyunca bir hücrede tecrit edilmiş, kitapsız ve televizyonsuz bırakılmıştı. “Yatağıma uzanıp Cenin’i düşünürdüm; orada tanıdığım insanları, olup bitenleri. Yalnızlıktan hiç sıkılmadım” diyordu.
“Şin Bet’in nasıl çalıştığını öğrendim. İsraillileri de Filistinlileri de, hepimizi nasıl terörize ettiklerini öğrendim. Devletimizin nasıl çalıştığını öğrendim. Bizim adımıza yapılan şeylerin nasıl bizden saklandığını öğrendim.”
Tali Fahima’nin hayatı 28 yaşındayken değişti. Kiryat Gat’da doğmuştu. Liseyi zorlukla bitirmişti. 23 yaşında Tel Aviv’e taşındı. Sıradan bir sekreterdi. İsrail ordusunda askerliğini yapmıştı. ‘Sol’ kelimesi bile onu irkiltiyordu. Hatta Şaron’a oy veriyordu.
“Arapların bu topraklarda yaşamaması gerektiğini düşünecek şekilde büyütüldüm. Bir gün, bilgilerimde birçok eksiklik olduğunu, medyanın bizden çok şey sakladığını fark ettim. Jeton düştü. Mesele insan meselesiydi. Onların hayatlarından biz de sorumluyduk. İşte o gün televizyon seyretmeyi bıraktım.” Yalnız yaşayan bir kadındır. Siyasi bir görüşü yoktur ama meraklı ve inatçıdır.
Web sitelerine merak salar. Arap sitelerini taramaya başlar. Filistinlilerle tanışır. O sitelerde İsrail’de asla göremeyeceği fotograflarla karşılaşır. Yavaş yavaş katliamın ne anlama geldiğini kavrar. Sonra telefona sarılır. Maaşının büyük kısmı telefon faturalarına gitmektedir. Bir gün ‘mail’leri arasında bir çağrı bulur. Polis karakolunda beklenmektedir. Şin Bet’ten bir adam onu sorgular. Araplarla neden görüştüğünü, bir gruba dahil olup olmadığını sorar. Tali için henüz telaşlanacak bir durum yoktur.
2000 yılında bir gazetede El Aksa militanı Zekeriya Zübeydi ile yapılmış bir söyleşi Tali’nin hayat hikayesinin dönüm noktasıdır. Zübeydi, medyada hep yansıtıldığı gibi bir canavar değildir. Söyleşiyi yapan gazetecinin aracılığıyla Tali ve Zekeriya ilk olarak telefonda beş saat konuşurlar. Tali, bu ‘canavar’ın korkunç koşullarda yaşatılan kendi yaşlarında bir insan olduğunu fark eder. Uzun bir serüvenden sonra onu ziyaret etmek için yola çıkar.
Amacı, Filistinlilerin İsrail’e saldırmalarının nedenlerini öğrenebilmektir. Zekeriya’yla tanışması, onunla uzun tartışmaları, orada görüp işittikleri Tali’nin canını yakar.
Düzenli olarak Cenin’e gidip gelmeye başlar. Cenin, bir İsrail saldırısı sonucu yerle bir edilmiştir. Orada yüzlerce insanla konuşur. İntifadanın gerekçelerini, İsrail işgali altında yaşamanın zorluklarını görür. Ha’lr gazetesine bu görüşmelerini yazdığında artık tetiğin ucundadır.
Tali Fahima, iki halkı birbirinden ayıran duvarlara karşı. İsrail’in üç kez suikast düzenleyip öldürmeyi başaramadığı, bir türlü kıstıramadığı bir adamla görüştüğü için, Filistinlilerin acılarını dile getirdiği için, barış istediği için suçlu bulundu.
Uzun süren işkenceli sorgulanması sırasında Şin Bet, gazetelere Zübeydi ile aralarında bir ilişki olduğunu çıtlattı. Tali, “İkimizi de kötülemek, karalamak için başvurulmuş bir Şin Bet taktiği” diyor.
Arapların orospusu, düşmanın kadını olmak, vahşi savaşçıların ona uygun buldukları imge, doğal olarak. Dünyanın her yerinde kanseverlerin taktikleri ve düşgüçlerinin sınırı üç aşağı beş yukarı aynı değil midir?

Yıldırım Türker / Radikal

Hiç yorum yok: