Kayıtlar

CHP'li Dördüncü Sınıf

Resim
Yıl 1995. CHP 27 Aralık 1995 genel seçimlerinin kampanyasının temel stratejisini İngiliz İşçi Partisi'nin konseptinden etkilenerek saptar: " Dünyada Yeni Sol, Türkiye'de Yeni CHP ". Kampanyayı Nesteren Davutoğlu yönetir. Kendisi o zaman Finansbank Genel Müdür Yardımcılığından reklamcılığa geçmiştir. Kampanyayı hazırlamak için çok zaman yoktur. Hemen Tony Blair ve Newt Gingrich'in kampanya modelleri incelenir. Afişte Deniz Baykal ile birlikte 13 parti yöneticisinin daha fotoğrafı kullanılır. Fotoğraf İstanbul'da bir otelin salonunda çekilir. Belirsiz bir fonun önünde grup kameraya doğru yürümektedir. Sonradan Nesteren Davutoğlu bir özeleştiri yaparak " fotoğrafta hiç kadın olmadığını sonradan gördük " diyecektir.

Dördüncü Sınıf

Resim
Sözkonusu dördüncü sınıf (Il quarto stato) bir tablonun ismi aslında. 1902 yılında İtalyan ressam Pellizza’nın sosyal ve siyasi içerikli tablosunun ismi. 1920’de kamuya sunulmuş fakat sergilenmesi faşistler tarafından yasaklanmış. 1960 ve 1970’lerde yeniden dikkat ve beğeni çekmiş eser köylülerin ve işçilerin şiddetsiz direnişini temsil etmesi nedeniyle zamanla sınıf mücadelesini temsil eden simgelerden biri haline gelmiş. Dördüncü sınıf, asiller, kilise ve burjuvazi sınıfından ayrı olarak işçi ve köylüleri tanımlamaktadır. Pellizza eserinde hem kitlelerin dayanışmasına hem de bireysel insaniliklerine değinmiş ve tablo tarihsel işçi sınıfı hareketini en iyi yansıtan eser olarak kabul görmüştür. Bu özellikleri nedeniyle Sosyalist Enternasyonal’in gençlik örgütü olan IUSY (Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği) 2004 yılında tablonun aynısını kendi örgütünden gençlerle birlikte yeniden canlandırdı. Tablodaki figürler yerine bu defa her biri kendi siyasi gerekçeleri nedeniyle IUSY taraf...

CHP'NİN KULLANMADIĞI AFİŞLER

Resim

CHP Kurultayı ve Umutlar

Resim
CHP kongresine saatler kalmışken nefesler tutulmuş durumda. Herkes parti meclisinin kimlerden oluşacağını merak ediyor. Özellikle CHP'nin ideolojik dönüşüm geçirmesini isteyenler parti meclisinde güvendikleri yüzleri görmek istiyorlar. Parti meclisine bakıp umutlarını tazelemek isteyen yüzbinlerce belki milyonlarca insan var. Bir çok insan da daha önce hayal kırıklığına uğradıkları ve aynı duyguları tekrar yaşamaktan korktukları için yarın ki kurultaydan çok fazla bir şey beklemediklerini iddia ediyorlar. Ama eminim ki "Gerçekçi olalım CHP değişemez" diyen insanlar da kendilerine sürekli acaba sorusunu soruyorlar. Acaba bu sefer olacak mı? Kılıçdaroğlu'nun işi kolay değil. Bir taraftan malum parti içi dengeleri gözetmek, diğer taraftan ise topluma umut vermek zorunda. Lider dediğin böyle günlerde belli olur. Adı liderlik için geçmeye başladığı günden beri sürekli olarak liderlik kumaşı yok denilerek eleştirilen Kılıçdaroğlu yarın bence şimdiye kadar karşılaştığı en bü...

Mehmet Y. Yılmaz'ın Kafası Giderek Karışıyor

14.12.2010 tarihli Hürriyet gazetesinde Mehmet Yılmaz "CHP'nin Giderek Kafası Karışıyor" başlıklı bir yazı yazmış. Yazısında CHP'nin yeni ekonomi politikasının Keynesçi ve Solda olacağına dair okuduğu haber ile ilgili yorum yapmış. Yazıyı okumak isteyenler için linkini aşağıya koyuyurum. Yılmaz CHP'nin hem solda hem de Keynes'çi olmak iddiası için oksimoron terimini kullanmış. Oksimoron için Türk Dili Kurumu "İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması" açıklamasını yapıyor. Yılmaz 'ın iddiasına göre Sol demek Marks demek. Marks'la Keynes'de yanyana gelemeyeceği için Sol ve Keynes kelimeleri aynı cümle içinde kullanılamaz. Meşhur bir laf vardır, cehaletin bu kadarı ancak tahsille olur diye. Yılmaz'ın durumu tam da bu lafa uyuyor. Bu kadar kısa yazıda bu kadar çok hata yapmak her babayiğidin harcı değildir. Kendisini kutluyorum. Şimdi gelelim sadede, solun Marks'la ilişkili bir kelime olduğu doğru. Buradan Yılmaz'a on puan...

Cumhuriyet Halk Partisi ve İdeolojik Dönüşüm Çabası - II

CHP'nin ideolojik dönüşüm çabalarının önündeki en büyük engellerden birisi de Baykal ve Erdoğan sayesinde toplumun ileri derecede kutuplaşmış olması. Özellikle 2007 seçimleri öncesinde başlayan ve daha sonra da artarak devam eden bu kutuplaşma bana göre seçmenlerin oy verdikleri partilerle daha duygusal bağlar kurmasına neden oldu. Bu duygusal bağları koparmak da çok zor. Sonuçta, CHP'nin temel derdi oy tabanını genişletmek ve şimdiye kadar kendisine oy vermeyen seçmeni kazanmak. Bu noktada mutlaka ama mutlaka eski-yeni CHP ayrımı yapılmalı. Çünkü kutuplaşmadan nasibini almış seçmenin kafasındaki CHP algısını "Yeni CHP" fikri ile değiştirmek gerekmektedir. Eski CHP söyleminden uzaklaşıp yepyeni bir söylem geliştirmek kutuplaşmış seçmenin ilgisi çekmek için elzem. Bu anlamda Kılıçdaroğlu'nun merdiven altı işletmelerde çalışan türbanlı kızlar vurgusu yerinde görünüyor. Buna benzer "Eski CHP" nin bahsetmediği ve aynı zamanda AKP'nin de çok önemsemediği ...

İngiltere'de Üniversite Reformu

İngiltere'de yapılması planlanan üniversite reformu yüzünden ülke çalkalanıyor. Öğrenciler sürekli gösteri yapıyor ve hatta zaman zaman polisle de çatışıyorlar. Hükümet (muhafazakarlar ve liberallerden müteşekkil) ekonomik krizden dolayı ülkede kemer sıkma politikaları izliyor ve bu politikalara üniversiteleri de dahil ediyor. Hükümet üniversitelerin bütçesini %40 oranında azaltacağını açıkladı. Dahası hükümet bu azalan bütçeyi dengelemek için üniversite harçlarını 2012'den itibaren artırmayı da düşünüyor. Dananın kuyruğu da burada kopuyor zaten. İngiltere'de üniversite harçları İngiliz ve Avrupa Birliği vatandaşları için sabit; yıllığı 3.290 pound. Yabancı öğrenciler için ise üniversiteler istedikleri gibi ücret belirleyebiliyorlar. Okuluna ve programına bağlı değişmekle beraber yabancı öğrenciler ortalama 10.000 pound gibi bir meblağ ödüyor. Bu yüzden üniversiteler yabancı öğrenci almak konusunda çok istekliler. Neyse bu başka bir konu. Genel hatlarıyla bakıldığında İngil...

Cumhuriyet Halk Partisi ve İdeolojik Dönüşüm Çabası - I

CHP'nin yaşadığı lider değişiminden sonra herkes partiyi daha dikkatli izlemeye başladı. Toplumun büyük bölümünde yeni liderle beraber yeni bir CHP arzusu oluştu. CHP'nin özellikle son 10 yıldaki siyasi duruşu çok eleştiriliyordu. Bu yüzden bugün CHP'den daha "özgürlükçü" bir çizgide daha "sosyal demokrat" vurguyla siyaset yapması bekleniyor. Türkiye'de bunlar yaşanırken İngiltere'de de buna benzer gelişmeler oluyor. 13 yıldır iktidarda olan İngiliz İşçi Partisi son seçimde iktidarı muhafazakarlara kaptırdı. Bunun üzerine parti hemen kurultayını toplayıp yeni liderini seçti. İşçi Partisi'nin yeni liderinden de partiyi daha "sol" a çekmesi isteniyor. Neo-liberal politikaların bütün dünyanın üstüne çöreklendiği bu zamanda, iki parti de kendilerine daha sosyal demokrat bir alan açmaya çalışıyor ki başarmaya çalıştıkları dönüşüm gerçekten zor. Bu yüzden iki partinin de birbirini takip etmesi ve birbirlerinin tecrübelerinden faydalanması...

Kılıçdaroğlu'nun Liderlik Mücadelesi ve CHP

CHP'de ki son olaylar gösteriyor ki Kılıçdaroğlu ilk kez gerçek bir liderlik sınavı veriyor. Buradan alnının akıyla çıkar Önder Sav ve şürekasının partiden elini eteğini çekmesini sağlayabilirse, CHP tarihinde yeni bir sayfa açma şansını yakalayabilir. Bu sefer umutların kırılmamasını diliyorum.

Hiçbiri Benim Burnumu Bile Sulandırmaz

Resim
Radikal Gazetesi yeni formatıyla arz-ı endam etmiş bulunuyor. Ben de hemen ilk gün alıp inceledim ve ilk kez Hıncal Uluç ile aynı şeyleri düşündüm: Bu iş olmamış... Bir kere hangi gazete de gördünüz "içindekiler" sayfası. Bu ancak dergilerde olur. Dergi tadında gazete yapmaya çalışılmış ama işin içine "haber" katmayınca tadı tuzu olmamış. Neyse bu pazar gazetenin ekinde, yani "Radikal İki" ekinde Vedat Türkali söyleşisi vardı. Baştan sona keyifli bir söyleşi olmuş. Fakat sonu öyle bitiyor ki, insan yılların deneyimini, tecrübesini sadece bir cümleyle anlayıveriyor. Ustaya sorulan soru şu: 1919 doğumlu olduğunuza göre cumhuriyet döneminin bütün siyasetçilerini yaşadınız. Sizce bütün başbakanlar arasında hangisi bir roman kahramanı olabilir? Yanıtı da bu: Hiçbiri benim roman kahramanım olmaz. Mesela Recep Tayyip Erdoğan için Orhan Pamuk demiş galiba, yazar olarak insanın ağzını sulandırıyor diye... Hiçbiri benim burnumu bile sulandırmaz. Bu ülkede ins...